27 Mart 2012 Salı

Fen Öğretiminde Öğrenme Kuramları

Fen öğretimi, öğrenme psikolojisindeki kuram ve uygulamalardan büyük ölçüde
etkilenmiştir. Bu süreçte özellikle, J. Piaget, J. Bruner, R. Gagné ve D. Ausubel adlı
psikologlar önemli rol oynamıştır.
Piaget öğrenmeyi nasıl açıklamaktadır?
Piaget öğrenmeyi, zihinsel gelişim kuramına dayalı olarak açıklamaktadır. Bu kuram, öğrenmeyi yaşa bağlı bir süreç olarak kabul eder. Piaget’e göre bireyin zihinsel
gelişimi, doğuşundan yetişkinliğe doğru dört aşamada tamamlanır. Bu aşamalar temel özellikleri itibariyle şöyle açıklanabilir.
Duyusal devinim dönemi: 0-2 yaş arası dönemdir. Bu dönemde birey, emme, ağlama, eşyaları tutma, oynama, taklit etme gibi sözel olmayan davranışlar gösterir.
İşlem öncesi dönem: 2-7 yaş arası dönemdir. Bu dönemde birey, dilini geliştirir,
benlik kavramını oluşturur, sürekli merkezde olma isteği duyar.
Somut işlemler dönemi: 7-11 yaş arası dönemdir. Bu dönemde bireyin, sınıflandırma, dört işlem ve dönüşüm (sayı, madde, alan, hacim, ağırlık) yapma gibi yetenekleri gelişir.


Soyut işlemler dönemi: 11- yaş ve sonrası dönemdir. Bu dönemde bireyde, bütünleştirici ve ayırt edici akıl yürütme, değişkenleri belirleme ve kontrol etme, hayal
kurma, soyut olay ve kavramları yorumlayarak algılayabilme gibi yetenekler geli-
şir.
Piaget’nin zihinsel gelişim dönemleri fen öğretimini nasıl etkilemiştir?
Piaget'in önerdiği bu yaş sınırları, yapılan bilimsel araştırmalarla tamamen kanıtlanamamıştır. Çoğu kez belirlenenin aksine, bireylerin dönemler arasında daha ileri
yaşlarda geçiş yaptıkları görülmektedir. İlköğretim 6-8. sınıf öğrencilerinin, normalde “soyut işlemler dönemine” ulaşmış olmaları beklenir. Ancak çoğu zaman, bu
durum böyle olmaz ve kimi öğrencilerin soyut işlemler dönemine daha ileri yaşlarda geçtikleri görülür . Bu nedenle öğretmen sınıftaki öğretimi planlarken, öğrencilerin zihinsel gelişmişlik düzeylerini dikkate alır. Örneğin, henüz “soyut işlemler dö-
nemine” ulaşmamış öğrencilerin çoğunlukta olduğu bir sınıfta, öğretmenin öğretimi soyut olaylara ve kavramlara dayalı olarak gerçekleştirmesi, öğrencilerin başarı-
sını olumsuz yönde etkiler. Öte yandan, Piaget’e göre fen öğretiminin somut araç-
gereçlerle gerçekleştirilmesi ve bireyin öğrenme sürecine aktif katılımının sağlanması, öğrenme-öğretme sürecinde gözönünde bulundurulması gereken en önemli
noktalardan birisidir.
Bruner fen öğretimini nasıl etkilemiştir?
Bruner, “kavram öğretimi” ve “buluş yoluyla öğretim” konularındaki çalışmalarıyla fen öğretimine önemli katkılar getirmiştir. Bruner de, Piaget gibi öğrenmenin, bireyin öğrenme etkinliklerine aktif katılımı ile gerçekleşebileceğini savunmaktadır.
“Kavram öğretimi” nasıl gerçekleşmektedir?
Bruner, kavram öğretimi sürecinde “kavramın adı”, “kavramın tanımı”, “kavramın
özellikleri”, “kavramın önemi” ve “kavramla ilgili örnekler” olmak üzere beş adı-
mın sırasıyla izlenmesi gerektiğini belirtmektedir. Öğrenme sürecinde öğrenciler
bu sırayı izleyerek kavramları sınıflandırırlar ve daha kolay biçimde öğrenmeyi ger-
çekleştirirler. Öğrenciler yeni durumlar ya da kavramlarla karşılaştıklarında, söz
konusu durum ya da kavramları uygun sınıflara yapılandırarak yerleştirirler. Bir
başka deyişle, önceden öğrenilmiş olan zihindeki bilgiler yeni bilgilerin öğrenilmesinde önemli rol oynar.


Buluş yoluyla öğretim eğitim ortamlarında nasıl uygulanmaktadır?
Buluş yoluyla öğretim, öğrencilerin, zihinsel yeteneklerini kullanarak kendi kendilerine bilimsel bilgi edindikleri bir öğretim yöntemidir. Bruner, buluş yoluyla öğretimin öğrencilerin zihisel gelişmişlik düzeyleri dikkate alınrak üç farklı biçimde uygulanabileceğini ileri sürmektedir. Bunlar; zihinsel gelişmişlik düzeyi yüksek olan
öğrencilerle yürütülen “serbest-buluş yoluyla öğretim”, zihin gelişimi orta düzeyde öğrencilerle yürütülen “yarı-serbest buluş yoluyla öğretim” ve zihinsel gelişmişlik düzeyi düşük öğrencilerle yürütülen “bağımlı buluş yoluyla öğretim” olarak adlandırılmaktadır. Her üç uygulamada da esas olan bireyde buluş(keşfetme)isteğiniuyandırmaktır. Öğrenciler buluş yapmaya güdülendiklerinde, üzerinde çalıştıkları
bilgiyi ilk kez kendileri keşfediyormuş gibi bir duygu hissederler. Bu durum öğrencilerin kendilerine olan güveni artırmanın yanısıra, fen biliminin sanıldığı kadar zorve soyut olmadığı yönünde bir görüş geliştirmelerine yol açar.


Gagné fen öğretimini nasıl etkilemiştir?
Gagné 'nin fen öğretimine en önemli katkısı, öğrenmenin planlı olarak basitten karmaşığa doğru aşamalı bir sırada yapılması gerektiğini belirtmesidir. Burada önemli
olan, öğretim sonunda ulaşılması gereken hedefi belirlemek ve öğretim etkinliklerini ona göre düzenlemektir. Bunun için Gagné öğretmenin öncelikle şu iki soruyu
kendisine sorması gerektiğini ileri sürmektedir.
• Öğretim sonunda öğrenciler neleri bilmeli veya neleri yapabilir olmalıdır?
• Öğrencilerin belirlenen hedeflere ulaşabilmeleri için hazırbulunuşluk düzeyleri ne olmalıdır ? Yani öğrenciler, hali hazırda neleri biliyor ya da yapıyor durumdadırlar?
Bu sorulara verilecek yanıtlara göre aşamalı öğrenme durumu oluşturulur. Gagné
tarafından geliştirilen aşamalı öğrenme durumu en karmaşıktan en basite doğru olmak üzere sekiz basamaktan oluşur. Bunlar;
• problem çözme,
• kavram öğrenme
• ayırt edici öğrenme,
• sözel öğrenme,
• zincirleme öğrenme,
• uyarım-tepki ile öğrenme,
• işaretle öğrenme, olarak sıralanmaktadır.
Gagné’nin öğrenme kuramında da öğrencilerin, öğrenme etkinliklerine aktif katı-
lımları ve öğrenmeden sorumlu olmaları vurgulanmaktadır.
Ausubel fen öğretimini nasıl etkilemiştir?
Ausubel, geliştirdiği  "anlamlı  öğrenme" kuramı ile fen öğretimini etkilemiştir.
Bu kuram uyarınca, öğrenciye kısa sürede fazla miktardaki bilgi aktarılır. Anlamlı
öğrenmedeki ön koşul, öğrenciye öğrenilecek konuyla ilgili ön bilgilerin kazandırılmasıdır. Çok çeşitli durumlarla karşılaşan birey, zihninde birçok öğrenmeyi gerçekleştirmektedir. Gerçekleştirilen bu öğrenmeler, daha sonraki öğrenmelere temel
oluşturmaktadır. Bu öğrenmeler, zihinde her zaman doğru olarak yapılandırılmış
olmayabilir. Yani, öğrencinin zihninde önceden yapılandırdıği bilgiler arasında
yanlış öğrendiği şeyler bulunabilir. Öğretmen, önce bunları saptamalı daha sonrada, öğretimi belirlediği yanılgıları düzeltecek ve zihinde doğru yapılanmaları sağlayacak bir biçimde planlamalıdır.
 Ön düzenleyicilerden ne zaman ve nasıl yararlanılır?
Ausubel, öğrenciler bakımından yeni olan konuların öğrenilmesinde de, "ön dü-
zenleyici"lerden yararlanmanın gerekliliğine işaret etmektedir. Ön düzenleyiciler
bilimsel terimlerin ve sözcüklerin anlamlarını ve bazı hatırlatmaları içerir. Bunlar
öğrencilere, konu işlenmeden bir veya birkaç gün önceden verilir. Böylece öğrenciler, konuyu öğrenmeye hazır duruma getirilmiş olurlar. Ausubel'in öğrenme kuramında öğrenci, sadece bedensel etkinlikleri değil, daha çok zihinsel etkinlikleri ger-
çekleştirecek biçimde aktif davranışlar sergiler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder